Mobilya Tasarım Elemanları

mobilya tasarım elemanları edirne

Artist, ressam, heykeltraş, endüstri tasarımcıları veya mimarlar fikirlerini ifade etmek istediklerinde çeşitli Tasarım elemanlarını kullanırlar. Mobilya tasarımında Biçim, ölçek – oran ve ritim renk ve doku gibi tasarım elemanları kullanılır.

 Biçim ( Form ) : Bir şeyin bir mekanın şekli, bir mobilyanın kitlesi bir bütünün yapısı olarak tanımlanabilir. Biçimler, dikdörtgen, üçgen, geometrik, krublu ve serbest şekilli olmak üzere çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkarlar. Form ve Fonksiyon arasında sıkı bir ilişki vardır. Mimar Louis Sullivan’ın ortaya koyduğu form fonksiyonu takip eder sloganı bu ilişkiyi bütün açıklığı ile ifade eder, ilk anda bu slogandan fonksiyonunun formu ortaya çıkardığı, ancak kullanışlılık tek hedef değildir. Kullanışlılık kadar, güzellikle ilgili ihtiyaçlarımızı karşılaması gereklidir. Kullanışlılık ve ekonomi sağlanması gerekli ön şart olduğu zaman bile tek bir tasarım veya form bulunmaz.

 Ölçek, Oran ve Ritim : Mobilya tasarım elemanı olarak ölçek ile insan ölçüsü, mobilya elemanları vb. kavramlar anlaşılır. Mobilyalar her şeyden önce onları kullanan insanlarla orantılı olmalıdır. Mobilya insan ölçülerine uyduğu gibi çevresinin ölçülerine de uymalıdır. Son olarak da mobilya kendi içinde ölçülü olmalıdır. İnsan ölçüleri devamlı olarak araştırılmıştır. Bu araştırmaların en ünlüleri Leonardo da Vinci ve Le Corbusier’in insan ölçüleri ile ilgili çizimleridir.

Kullandığımız her şeyin yanı sıra mobilyada da bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde standardize edilmiştir. Mobilya dekorasyonu için insan boyutları ile ilgili ilk araştırmalar 1918 yılında Kaare Klint tarafından yapılmıştır. Günümüzde bu araştırmalar Antropometri bilim dalı tarafından yürütülür. Bu konuda çeşitli ülkeler kendi standart insan vücudu ölçülerini bularak, mobilya yapımını bu ölçülere göre en uygun boyut, form kullanım ve hareket serbestliği sağlayacak şekilde geliştirmişlerdir.

Aşağıdaki örnek antropemetrik ölçümlerin mobilya tasarımında ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

 Sandalye arkalığı serbest bir hareket özelliğine sahip ve bel kısmının formuna uygun olmalıdır.
 Arkalık formu hiçbir zaman bele batmamak ve rahatsız etmemelidir.
 Arkalik düşey eksen ile 15°’lik bir açı yapmalı ve boyutları kol hareketlerini kısıtlamam alıdır.
 Arkalık formu düşey planda konveks, yatay planda ise konkav olmalıdır.
 Antropometrik ölçü daha rahat temas ve basınç vermelidir.
 Arkalığın alt ucu ile oturma kısmının arka kenarı, çapı 10 cm olan bir dairenin bitim noktaları olarak değerlendirilmelidir.
 Oturma kısmının ön kenarı bacağın temas ettiği noktadan 2 cm daha düşük olarak şekillendirilmelidir. Normal oturma yüksekliği döşemeden 38 – 50 cm yüksek olmalıdır.
 Oturma kısmı geriye doğru 3° meyilli olmalıdır.
 Oturma kısmı vücudun normal ısısını hiçbir zaman değiştirmeyecek bir malzeme ile yapılmalıdır.
 Önde, oturma yeri ile bacak arasında 10 cm lik bir açıldık bırakılmalıdır.
 Bacakların rahat hareketi için oturma yeri ile döşeme arasında 60° ‘Iik bir açı olmalıdır.
 Sandalyenin konstrüksiyonu ileri geri veya kısa ani hareketlere uygun ve stabil olmalıdır.
 Oturma kısmı dayanılan kısımdan daha büyük ve konkav formda olmalıdır.
 En uygun masa yüksekliği, yazı masası için 67 – 75 cm. daktilo masası için 59 – 67 cm olmalıdır.
Masa üzerinde ellerin serbest hareketi ve çalışma araç ve gereçleri içiıı yeterli ölçüde boş alan bulunmalıdır.

Bir objenin kendi içinde de ölçülü olması gereği daha önce vurgulanmıştı. Soyut olarak iki büyüklük arasındaki sayısal ilişki veya bütünle onu meydana getiren elemanlar arasındaki ilişki anlamına gelir. Bunu oran (proporsiyon) terimi ile anlatıyoruz. Orana güzelliklerin tek yaratıcısı olarak bakıldığı olmuştur.Mısır piramitlerinden Le Corbusıer’nin Modulor’una gelinceye kadar çeşitli çağlarda bazı geometrik veya aritmetik düzen ve oranların, yapıların boyutlanması ve biçimlendirilmesine uygulandıklarım görüyoruz.

Mimarlar, sanatkârlar oransal kuralları çokluk bilinçli olarak uygulamazlar. Fakat 1/1, 1/2, 1/3, 2/3, 3/5, 5/8 gibi basit oranlar, uygulama sonucu ortaya çıkmış olabilir. Bu oranların kullanılması herhalde kolay anlaşılabilir, birimlere indirgenmelerine bağlıdır. Modulor’a gelinceye kadar değerini korumuş olan altın oran bile, bu basit sayısal oranların pratik boyutlamaya yaramaları sonucu olarak görülebilir. Mobilya stillerinin çoğunda da bilerek bilmeyerek biçimlendirmede Altın oran esas alınmıştır.

 Renk : Renk yalnız görsel olarak algılanan bir plastik elemandır. Gözlerimizi kapadığımız zaman, siyah, beyaz veya kırmızı arasındaki farkı anlayamayız. Buna karşıt olarak bir elemanın yuvarlak kare veya çokgen formundan daha önce rengini algılarız.

Renk üç elemanla ifade edilir.

 İsim : Bir rengin ismidir (Kırmızı, Mavi vb. gibi) ve rengin spektrum’da renk tekerleğindeki durumunu gösterir. Ayrıca bir rengin sıcak soğuk oluşunu ifade eder.

 Değer : Bir rengin sadece açıklık ve koyuluğunu belirtir. Her bir renk değerde koyudan açığa çeşitli değerlerde olabilir.

 Yoğunluk : Bir rengin saflık, şiddet veya doymuşluk derecesini gösterir. Bu hakim rengin miktarıyla tarif edilir. Örneğin vişne kırmızının yüksek derecede yoğun halidir. Pembe – bej ise nötr olmuş kırmızıdır.

Mobilyada her yüzey temel bir renge sahiptir. Mobilyada bu ağaç malzemenin doğal rengi, ağartma, renkli vernik, reçine içirilmiş renkli kağıt veya tabaka halinde kaplama maddeleri ile belirlenir. Çeşitli renk tonları bakanda değişik his ve duygular uyandırmaktadır. Şöyle ki kırmızı renk tonları, sıcaklık hissi yaratmakta ve dinç, kuvvetli etki yapmakta, dikkat çekmekte, sarı renk ise objektiflik, açıklık ve destek ifade etmektedir. Yeşil dinlendirici, mavi soğuk etki yapmaktadır. Mobilyanın kullanım amacı göz önünde tutulması sureti ile mevcut ışık ilişkileri çok çeşitli düzenleme olanağı vermektedir. Mutfak mobilyaları için çoğunlukla düzen ve temizlik ifade eden solgun (Pastel) renkler, çocuklar için ise özellikle kuvvetli temel renkleri tercih edilir.

 Doku : Yüzeylerin karakterini veren tasarım elemanı doku dur. Doku genel olarak iki guruba ayrılabilir. Dokunularak hissedilen yumuşak-sert, düzgün-kaba yüzeylerle görsel olarak hissedilen örneğin kumaş dokusu gibi yüzeylerdir. Görsel yüzeylerden desenli yüzeyler formu vurgulamakta, yüzey kural olarak canlanmaktadır. Kenar (Profiller) geri planda kalmakta veya görünür şekilde değişmektedir. Özellikle yön vurgulayan desenler göze çarparlar. Lif yönüne göre eşit alanlı yüzeyler daha yüksek veya geniş, özellikle desensiz örneklere göre daha canlıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir